Türk Hava Kuvvetleri’nin Kullandığı Silahlar

Danimarka Hava Kuvvetlerine ait bir F-16 ile Armament Show

Türk Hava Kuvvetleri sahip olduğu uçaklarda çeşitli silahlar kullanmaktadır. Bu silahları genel olarak Havadan-Havaya (Air to Air – AA veya Air Interceptor Missle – AIM) ve Havadan Yere (Air to Ground – AGM) ve Genel Amaçlı olarak sınıflandırabiliriz. Öncelikli olarak uçaklarda kullanılan “Genel Amaçlı” silah sistemi olan “Uçak Topları” na bir bakalım.

Genel Amaçlı Silahlar

Envanterdeki F-16 ve F-4 savaş uçaklarımız Gatling Gun olarak bilinen 1 adet 20mm M61A1 Vulcan otomatik top’a sahiptir. Silah her türlü hava ve kara hedefine etkin şekilde kullanılır. Hafif zırhlı araçları ve hatta yakın mesafeden tankları bile devre dışı bırakabilir. Dogfight olarak bilinen yakın hava savaşında sıklıkla kullanılır.

Kokpitin hemen altındaki yandaki delik aslında 20 mm makineli topun namlusudur.

F-16 20mm M61A1 altı namlulu makineli topa ve bağlantısız bir mühimmat besleme sistemine sahiptir. M61A1, tek namlulu silahların 10 katı daha fazla güvenilirliğe sahiptir ve dakikada 6.000 atış yapar. Mermilerin kontrollü bir şekilde hedef yola dağıtılmasını sağlar.

Çift uçlu bağlantısız mühimmat besleme sistemi, ateşlenmemiş ve ateşlenmiş mühimmatı depolamak için kompakt bir hafif kompozit döner mühimmat tamburu içerir.

Besleme sistemi ise diğer amerikan uçaklarının yükleme sistemleriyle uyumludur. Gatling Gun savaş uçaklarında genelde uçuş eksenine yakın yerleştirilir. Böylece uçağın ateş esnasında geri tepme ile dengesinin bozulması engellenmeye çalışılır.

Vulkan namlusu’nun uçak üzerinde bıraktığı barut izleri.

M61A1 ailesinin çoğu üyesi uçağın hidrolik sistemi veya (istisnai olarak) elektrik enerjisi sistemi tarafından tahrik edilir. Silahı tam atış hızında sürmek için 35 beygir güç gerekir ve namlu ateş etme yönünde bakıldığında saat yönünün tersine döner. Sabit muhafazasında, 6 adet döner namlu bulunan derin bir eliptik yarık vardır. İzleyiciler ilişkili merminin içine ve dışına doğrusal olarak sürülerek ardışık olarak bölme, ateşleme ve çıkarma işlemleri gerçekleştirilir. 6 namluya bağlı olan güç rotoru silah mahfazasının içinde döner ve sırayla ateş eder. F-16 toplam 511 adet 20 mm’lik mermi taşır.

Ana namlu ucunda, 6 namlu bir kelepçeye yerleştirilir. Bu kelepçe başka modellerle değiştirilebilir, böylece namlu açılarını değiştirmek ve biraz farklı dağılım desenleri oluşturmak için bir araç sunar. Her bir namlunun iç kısmı, mermilere bir dönme hareketi vermek için bükülmüş bir oluk ile donatılmıştır.

F-4 Phantom uçaklarımız da aynı silahtan kullanır. Fakat F-4’ler aslında bu silahı taşımak için tasarlanmamıştır. Vietnam savaşında artık füzelerin yeterli olduğuna kanaat getirilerek F-4’ler topsuz tasarlanmış fakat MIG’ler ile it dalaşında füzelerin yakın mesafeden vuruş isabetinin düşük olması sebebiyle pek çok F-4 kaybedilmiş, daha sonra 20 mm’lik Vulcan topu harici olarak uçağa entegre edilerek kullanılmaya başlanmıştır.

F-4 uçaklarının gövde altına yerleştirilen silah aynı şekilde uçuş eksenine yakın ve gövde dinamiğini bozmayacak şekildedir. Türk Hava Kuvvetleri genelde F-4 uçağını yer saldırı görevleri için kullandığından uçakta top pek kullanmamaktadır.

F-4 Phantom II uçağına 20-mm.mermiler M61 Vulcan ‘a yerleştirilirken.
M-61 Vulcan

Türk Hava Kuvvetleri’ne ait F-5 2000 uçakları ise 2 adet 20 mm M39A2 Revolver topa sahiptir. F-5’ler safkan avcı olarak tasarlandığından iki adet otomatik top taşımaktadır.

M-39A2, F-5 uçağının içindeyken
M-39’un F-5 üzerinde besleme ünitesi ve namlu çıkışı

Havadan Havaya Füze Sistemlerimiz

Türk F-16 Havadan Havaya Füze Yüküyle Havalanırken
AIM-9 Sidewinder

AIM-9 SIDEWINDER

AIM-9 Sidewinder, pek çok modern jet tarafından kullanılan, ısı güdümlü, Amerikan havadan havaya muharebe füze sistemidir (AAM). Etkili bir patlayıcı başlığa ve kızılötesi yol gösterici sisteme sahiptir. Birim fiyatı 90.000 dolardır. Sidewinder bir yakın hava savunma silahıdır ve uçağın yakın mesafedeki çatışmalarda kendisini korumasını sağlar.

AIM-9M Sidewinder’ın temel olarak 12,7 cm bir tüp şeklindeki borunun içine yerleştirilmiş yüksek teknoloji ürünü parçalardan oluşmaktadır, 287 cm uzunluğundaki AIM-9 tüpünün, ön kısmında BSU-32 kanatçıkları vardır. Bunların uzunluğu 38 cm’dir. Arka tarafta bulunan kuyruk kısmının kanat uzunluğu ise 63 cm’dir. Ağırlığı 88 kg olan Sidewinder’in burun kısmında bu füzenin beyni sayılan, WGU-4A/b Güdüm Kontrol Kısmı arayıcısı bulunmaktadır. Burada kızıl ötesi enerji yayan kaynakları algılayan bir algılayıcı vardır. Bir magnesyum florür transparan cam yüzeyin arkasında bulunan indiyum-antimonide (InSb) detektörü ve Joule-Thompson cryosat soğutucunun bulunduğu bu baş kısmında, bir hedef bulunduğunda bilgileri sinyal işlemcisine gönderilir ve bu bilgi daha sonra füzenin yön kanatcıklarına iletilerek füzenin yön kumandaları verilir.

Baş kısım hem kısa, hem de orta dalga boylarındaki kızıl ötesi ışınları tespit edebilmektedir. Roket motorlarının önünde WDU-17 harp başlığı bölümü bulunmaktadır. Buradaki 12 kg başlık, proximity tapa taşımaktadır. DSU-15/B Aktif optik Hedef Detektörü, lazer detektör halkaları sayesinde bir hedef kaçırıldığı zaman kendi kendini imha ederek şarapnellerin aktif hale gelmesini sağlamaktadır. Füze 1 ile 35 km arasında önlemede bulunabilir. en gelişimiş modeli X modelidir ve F-22 tarafından da kullanılmaktadır.

AIM-9 Sidewinder füzesi, Türk Hava Kuvvetleri envanterine ilk defa 1960’lı yıllarda girmiştir. Sidewinder’ın ilk modeli olan AIM-9B füzesi, o zamanların en gelişmiş uçakları olarak sayılan ve Türk Hava Kuvvetleri envanterine yeni giren F-5A ve F-104G uçaklarında kullanılmak üzere satın alınmışlardır. Daha sonra AIM-9P füzesi F-4 Phantom uçaklarının alınması sonucunda envantere girmiştir. AIM-9L/M Sidewinder füzesinin gelmesi ise F-16’ların seçilmesi ve filolarda görev başlamasıyla beraber gerçekleşmiştir. Türk F-16’ları L/M/S varyantlarındaki AIM-9 füzelerini modellerini taşımaktadır. Türk Hava Kuvvetleri envanterinde B modelinden 210, M modelinden 500, L modelinden 640, S modelinden 310 ve P modelinden de 750+ adet AIM-9 Sidewinder füzesi olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye ayrıca F-16C ve D modellerinde kullanılmak üzere F-16 CCIP kapsamında 35.7 milyon dolar maliyetle 127 adet AIM-9X ve 22 adet AIM-9X Captive eğitim füzesi satın almıştır.


AIM-7 SPARROW

AIM-7 Sparrow

AIM-7 Sparrow Amerikalı, orta menzilli yarı aktif radar güdümlü havadan havaya füzedir. 1990’lı yıllara kadar tüm Amerikan ve Türk uçaklarınca kullanıldı. AIM-120 AMRAAM lehine aşamalı olmasına rağmen hizmetten çıkarıldı. Türkiye son olarak F-4 uçaklarını Hava-Hava görevlerinden çektiği için artık elimizde radar güdümlü uzun menzilli önleme füzesi olarak sadece AIM-120 AMRAAM bulunmaktadir. AIM-7 Sparrow ise tüm Nato ülkelerinin standart olarak kullandığı Sea Sparrow (Ya da ESSM) füzesine evrilmiş ve denizden havaya füze sistemi olarak Türk Deniz Kuvvetleri’de dahil olmak üzere pek çok ülke tarafından kullanılmaktadır.


AIM-120 AMRAAM

AIM-120

AIM-120, savaş uçaklarından fırlatılan yeni nesil bir orta menzilli havadan havaya füzedir.

1980’lerin sonunda ABD’de geliştirilmiş olan bu radar güdümlü füze ABD envanterindeki en öldürücü havadan-havaya füzedir. (Advance Medium Range Air to Air Missile) BVR (beyond visual range) görüş ötesi kapasiteli olup her hava ortamında kullanılmak üzere dizayn edilmiştir. AMRAAM süpersonik, havadan havaya , kendi önlemesini yapan aktif radar izlemesi ile hedef izler. Aktif (kendi başına) yarı aktif (uçak radarından bilgi alarak) olarak kullanılabilir. 340 poundluk katı yakıt kapasitesiyle 4 mach hızında yaklaşık 72 km üzerinde bir menzile sahiptir. Uzun menzilli takiplerde AMRAAM kendi güdüm mekanizmasıyla hedefe kilitlenirken data link vasıtasıyla uçak radarından gelen bilgilerle hedef malümatını yeniler. Hedef kendi monopulse radar menziline geldiğinde terminal moduna geçer. Elektronik karıştırma uygulandığında “Home-on-jam ” karıştırmanın merkezine yönlenme kabiliyeti vardır. AIM-7 SPARROW füzesinin daha gelişmişi olarak düşünülebilir.

AIM 7 için füze atıldıktan hedefe vuruncaya kadar mevcut radar kilidinin kırılmaması gerekirken AMRAAM da bu belli bir menzilden sonra kendi radarı görevi devraldığından daha farklı ve yeteneklidir. AMRAAM füzelerinin burnunda hedefe kilitlenen bir radar vardır. Bu radar F-16’nın radarından küçük olduğu için hedefi uçağın radarı kadar uzağa izleyemez. Bu yüzden önce F-16 radarı hedefi bulur ve füzeyi füzenin küçük radarının hedefi yakalayabileceği en yakın noktaya güdümlendirir. Füze bu noktaya gelince özerkleşir ve F-16’dan başka yardım almadan hedefe güdümlenir. AIM-120’nin A, B, RB 99 ve C modelleri mevcuttur. Tüm Dünyada 20 ülke envanterinde yer alan bu füzeden HvKK envanterinde 176 adet A ve 138 adet de B modelinden olmak üzere yaklaşık 314 AIM-120 AMRAAM füzesi bulunmaktadır. 145 Adet AIM-120 C7 ise yeni envantere katılmıştır ve toplam AMRAAM sayısı 578 adede ulaşmıştır. AIM-120 F-16, F-4, F-15, F/A-18, F/A-22, F-35 JSF, EuroFighter, Harrier, Tornado, JAS-37 ve JAS-39 uçaklarında kullanılmaktadır.

AMRAAM yüklü yeni nesil F-16 uçağımız

YERLİ ÇÖZÜMLER

Türkiye AIM-9 karşılığı olarak GÖKDOĞAN  ve AMRAAM karşılığı olarak da BOZDOĞAN füze sistemlerini geliştirmektedir. Bu sistemler kısa süre zarfında envantere girecektir. Ayrıca CİRİT füzesi de daha çok helikopterler için uygundur.


Havadan Yere Füze Sistemlerimiz

Türk Hava Kuvvetleri bugün pek çok havadan yere füze sistemi kullanmaktadır. Şimdi bunları en çok bilinenlerinden başlayarak açıklamaya çalışalım.

SOM (Stand Off Missle)

SOM

SOM Füzesi TÜBİTAK SAGE tarafından Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarını karşılamak amaçlı tasarlandı. Uçakların düşman hava sahasına girmeden hedef noktasının imha edilmesi için geliştirilen bir füze sistemidir. 2011 yılında İzmir’de “Ceylan” filoya bağlı olan bir F16 üzerinde görülmüş olsa da projenin başlangıç yılı 2006 olarak biliniyor. SOM’lar savaş uçaklarının kanat altına yerleştiriliyor.

Füze SOM-A, SOM-B1, SOM-B2 ve SOM-J olmak üzere 4 farklı türde geliştirilip üretiliyor. SOM-A 2011 yılında, SOM-B1 ise 2013 yılında geliştirme aşamaları tamamlanan füzelerdir. SOM-B2 ve SOM-J füzelerinin ise geliştirme aşamaları devam etmektedir. SOM-A ve SOM-B1 aktif olarak kullanılmaktadır.

250 kilometrenin üzerinde bir menzile sahip olduğu belirtilen füzelerin menzilinin 800 kilometrelik testleri geçtiği söyleniyor. Ancak resmi bir bilgi bulunmuyor. Anadolu Kartalı tatbikatı sırasında, Antalya’da ateşlenen SOM-B1 füzesi, 300 km uzaklıkta Konya’da atış sahasında bulunan bir otobüsün camından içeri girmiştir.

AGM 84K SLAM-ER

SLAM-ER

Türk Hava Kuvvetleri sipariş verdiği AGM-84K Slam-Er tipi seyir füzelerine de sahip. Toplamda 48 adet 250+ km menzilli seyir füzesi envantere girmiş oldu. Resmi görüşmelerinin 2006 yılında yapıldığı füzelerin kesin siparişi 2007 yılında verilmişti. İlk 2 füzenin 2016 yılında teslim edilmesinin ardından kalan 46 füze de 2017 yılında teslim edildi. Füzelerin teslimatı ise 2018 yılında açıklandı. Füze Yunanistan’ın Storm Shadow füzelerine karşı alınmış olup Türkiye’nin elinde SOM’dan sonra en gelişmiş füze sistemidir.

AGM-84 SLAM-ER Birinci Körfez Savaşı’nda A-6E ve F/A-18 uçaklarından ateşlenen SLAM füzelerinin başarılı performansı, o dönemde ortaya çıkan uzun menzilli havadan yere füze ihtiyacını karşılamak için bu füzenin geliştirilmesine yol açtı. Slam-ER (Extended Range) olarak adlandırılan yeni füze 2000’li yılların hemen başında operasyonel oldu ve ABD Donanması’ndaki Hornet, P-3C Orion ve S-3B Viking uçaklarında kullanılmaya başlandı. 2004 yılında F-15K uçaklarında kullanmak üzere Güney Kore tarafından seçilen füzenin, aralarında F-35 JSF ve Eurofighter’ın da bulunduğu yeni nesil uçaklardan ateşlenebilmesi üzerinde de duruluyor. IIR ve GPS güdümüne sahip, hafızasına kaydedilen görüntü ile seyir sırasında elde ettiği görüntüyü karşılaştıran otomatik hedef doğrulama sistemine de sahip. Titanyum harp başlıklı füzenin performansından memnun olan ABD Donanması, elindeki SLAM füzelerini modernize ederek SLAM-ER haline getiriyor.

POPEYE – 1

POPEYE Füzesi F-4 uçağına yüklü halde

Yine Yunanistan’ın Storm Shadow füzelerine karşılık İsrail’den alınan Popeye 1 füzesinin burnundaki güdüm ve seyrüsefer bölümünün ardındaki harp başlığı bölümünde, 364 kg ağırlığa sahip parça tesirli veya gecikmeli, zırh/beton sığınak delme kabiliyetli iki ayrı tip mühimmat kullanabiliyor.

F-4E 2020 uçakları, 3000 librelik (1361 kg) ağırlığa sahip Popeye 1 füzelerinden iki adet taşıyabiliyor. Ancak, operasyonel olarak uçaklar 1 adet Popeye-1 ve 1 Datalink Podu ile uçuş yapıyor. Popeye, taktik savaşçılardan ağır bombardıman uçaklarına kadar çeşitli uçaklarla uyumludur. Türkiye İsrail’den F-4 uçakları için 90 kadar Popeye füzesi almıştır.

AGM-65 MAVERICK

AGM-65 Maverick, Amerikalı Hughes (Günümüzde Raytheon) firması tarafından geliştirilen yakın hava desteği, düşman hava savunmasının bastırılması, kritik düşman birimlerinin imhası gibi görevlerde kullanılan güdümlü bir havadan karaya taktik taarruz füzesidir. AGM-65 Maverick, özellikle tank ve zırhlı araçların, hava savunma sistemlerinin, her türlü kara ulaşım araçlarının, küçük ve orta tonajlı gemilerin, binaların ve yakıt depolarının yok edilmesinde kullanılmakta olup kullanıcısına stand-off saldırı kabiliyeti ile yüksek vuruş gücü sağlamaktadır. Bugüne kadar çeşitli versiyonlarda 40.000’den fazla üretilmiş ve bunlardan 1221 tanesi atış testlerinde kullanılmıştır. Testlerde % 86 gibi yüksek bir isabet oranına ulaşılmıştır. Tank büyüklüğündeki hedeflere yapılan atışlarda hedefi kaçırma mesafesi sadece 3 ft (0.91 m) olmuştur. Harp başlığı ikinci derecede infilak etkisi olan bir patlayıcı ünite olup hareketli veya sabit zırhlı araçlar, kamyonlar, toplar, SAM füze ve bunlara bağlı radar sistemi ile hangar ya da parkta duran çok çeşitli taktik hedeflere karşı etkindir. Füzenin harp başlığı arayıcının arkasındadır fakat arayıcıda bulunan bir tünel patlayıcıdan çıkan gaz jetinin dışarı çıkmasını sağlar.

Türk Hava Kuvvetlerinin ihtiyaçları çerçevesinde ABD’den 550 adet AGM-65A/B ve 274 adet AGM-65G (1991-1993 yılları arasında) satın alınmıştır. Bu füzeler envanterdeki F-16 Fighting Falcon ve F-4 Phantom II uçakları tarafından kullanılmaktadır. G modeli füzeler suüstü hedeflere taarruz kabiliyetine de sahiptir. A/B modeli füzelerin bir kısmı raf ömrünü tamamlayarak hizmet dışına çıkarılmıştır.

AGM-154 JSOW

JSOW F-16 sağ kanat ek yakıt tankının hemen yanında

AGM-154 Joint Standoff Weapon (JSOW) Raytheon (eski Texas Instruments) tarafından ABD Hava ve Deniz Kuvvetleri için geliştirilen Müşterek Menzil-Dışı Mühimmatı (JSOW) ailesi, düşükmaliyetli ancak oldukça etkili bir menzil-dışı (stand-off) silah sistemidir. Tepki motoru bulunmayan JSOW hedefe havada süzülerek ulaşmaktadır. Vuruş mesafesi 22 ile 130 km arasındadır.

Kara ve deniz hedeflerine karşı kullanılabilen JSOW, pilota ‘At ve Kaç’ kabiliyeti sağlamaktadır. Gece, gündüz ve her türlü hava şartında büyük bir hassasiyetle hedef uçmasını sağlayan GPS/INS destekli seyrüsefer sistemi ile terminal (son yaklaşma) safhasında kullanılan kızılötesi arayıcı ve veri bağlantısı (data link) sayesinde JSOW, hedefine nokta vuruşu gerçekleştirebilmektedir. Çok alçak ve çok yüksek irtifalardan bırakılabilen ve düşük radar kesit alanı ve IR izine sahip olan JSOW, pilota tek geçişte birden fazla hedefe, birden fazla mühimmatla taaruz kabiliyeti sağlamaktadır. Hassas hava tarruzlarının düşman hava savunma sistemlerinin etkili menzillerinin çok ötesinden icra edilebilmesine imkan tanıyan bir sistemdir.

Kinematik etkili ve düşük izli bir gövdeye sahip olan AGM-154 JSOW’nın taşıdıkları harp başlıklarına göre A,B ve C olmak üzere üç değişik versiyonu bulunmaktadır.

AGM-88 HARM

HARM Fuarda

AGM-88 HARM (High-speed Anti-Radiation Missile, Türkçe: “Yüksek-hızlı Anti-Radar Füzesi”) Amerikan Raytheon firması tarafından üretilen bir havadan karaya taktik saldırı füzesidir. İlk olarak Texas Instruments tarafından geliştirilen HARM füzesi, radar sistemlerinden yayılan sinyallere odaklanabilmekte ve böylelikle özellikle düşman uçaksavar sistemlerine karşı doğrudan saldırı gerçekleştirilmesine olanak sağlamaktadır. Daha önce aynı amaçla geliştirilmiş olan AGM-45 Shrike ve AGM-78 Standard füzelerinin yerine geçen HARM füzesi, Texas Instruments firmasının silah sistemleri departmanının Raytheon tarafından satın alınmasını takiben bu firma tarafından geliştirilip üretilmektedir.

Çift tepkili, thiokol katı yakıtlı roket motoru sayesinde ses hızının iki katına (Mach 2) ulaşabilen AGM-88 HARM, asgari mürettebat katkısı ile düşman radar sistemlerinin yerini ve türünü tespit edip saldırı gerçekleştirebilecek şekilde tasarlanmıştır. Bunun için geliştirilen oransal güdüm sistemi ve buna ait sabit anten füzenin burun kısmında yer almaktadır. Tasarımı ABD Deniz Kuvvetleri öncülüğünde (ve finansmanında) gerçekleştirilen füze, 1985 yılından itibaren ilk olarak F/A-18 Hornet, A-6 Intruder ve A-7 Corsair II uçaklarında kullanılmaya başlamıştır.

AGM-88 HARM, ilk olarak 1986 yılında ABD’nin Libya’ya yönelik gerçekleştirdiği hava operasyonları sırasında bir SA-5 uçaksavar füze bataryasının etkisiz hale getirilmesinde kullanılmıştır. Bu dönemde ABD Hava Kuvvetleri envanterine de giren füze I. Körfez Savaşı boyunca yaygın olarak kullanılmıştır.

ABD ve NATO’ya bağlı hava güçleri bünyesindeki telsiz muhaberelerinde bir HARM füzesinin ateşlenmesi “Magnum” kodu ile duyurulur.

ABD Hava Kuvvetleri ile İtalyan Savunma Bakanlığı tarafından ortaklaşa yürütülen bir program dahilinde HARM füzelerinin AGM-88E AARGM (Advanced Anti-Radiation Guided Missile, Türkçe: “Gelişmiş Anti-Radar Güdümlü Füze”) standardına yükseltilmesi planlanmaktadır. AGM-88E AARGM, anti-radar füzelerine karşı sıklıkla uygulanan radar kapatma taktiklerine karşı geliştirilmiş, aktif radar güdüm sistemini de içeren bir dizi elektronik donanım ve yazılım ile güçlendirilmiştir.

Merzifon F-16 SEAD filosu Türk Hava Kuvvetleri’nin HARM füzeleri ile donatılmış filosudur. Görevi düşman hava savunma sistemlerini yok etmektir. Savaşta ilk kullanılacak filodur.

BOMBALAR

Türk Hava Kuvvetleri MK-81, MK-82, MK-83 , MK-84 serisi bombalar, GBU-10 Paveway I , GBU-12 Paveway II güdümlü bombaları, GBU-31 (GPS Güdümlü) , GBU-31: BLU-109 BunkerBuster, GBU-38, HGK-84: GBU-31 (Yerli) bombaları ve MK 20 Rockeye II, CBU-58, CBU-103 ve CBU-105 bombaları kullanmaktadır.

NEB

Hava Kuvvetlerimiz NEB gibi nüfuz edici ve sığınak delicilerinden, pist tahrip bombalarına, MK-84 gibi ağır bombardıman tiplerinden, geniş alan etkili CBU’ya kadar farklı pek çok bomba sistemi kullanmaktadır.

Hava Kuvvetlerinin kullandığı bombalar başka bir yazımızda ele alacağız.

Benzer Haberler

Leave a Comment